M.S. 400’ler, yani bundan yaklaşık 1600 yıl önce bir adam, kızına şöylesesleniyor:!

4857

“Bütün dogmatik dinler yanlışlarla doludur ve kendine saygısı olan bir kimse tarafından son gerçek olarak kabul edilmemelidir. Düşünme hakkını hep kullanmalısın, çünkü yanlış düşünmek hiç düşünmemekten yeğdir.”

Bu adam İskenderiye Kütüphanesi’nde felsefe, matematik ve astronomi üzerine dersler veren Hypatia’nın babası, Matematikçi Theon’dan başkası değildir.

Babasının yanında ve onun bir arkadaşı gibi büyüyen ve bilimi kendisine rehber edinen Hypatia ise, sonraki yıllarda, inançlar hakkında düşüncelerini şöyle özetliyordu.

“Masallar masal diye, efsaneler efsane diye anlatılmalıdır. Boş inançları gerçek diye öğretmekten daha korkunç bir şey olamaz. Çocuk aklı bunları kabul eder ve çocuk yanlış şeylere inanır.

Bu yanlış inançlardan arınmak çok zor olur, uzun yıllar alır. İnsanlar boş inançlara bir gerçekmiş gibi inanıp uğruna dövüşürler. Hatta boş inançlar uğruna daha fazla dövüşürler çünkü boş inanç öylesine elle tutulmazdır ki çürütülmesi neredeyse olanaksızdır.”

Hypatia’nın, “Bizi birleştirenler, ayıran şeylerden daha fazla, hepimiz kardeşiz…” sözleri bile, dönemin gericileri Kıpti Hristiyanlar tarafından taşlanarak öldürülmesine engel olamamıştı.

Yeniden 1600 yıl öncesinin İskenderi’ye koşullarına dönüştürülen Türkiye’de, taşlarla, palalarla, bayraklarla, naralarla, tekbirlerle Hypatia’lar susturuluyor, öldürülüyor.
Bilimin ve binlerce yıllık insanlık birikiminin ışığı bu coğrafyada söndürülmeye çalışılıyor.

Karşı karşıya olduğumuz durum tam da budur…